Akıl Hastalığı ve Cezai Ehliyet

Bir failin akıl hastası olup olmaması ceza hukuku bakımından oldukça önemlidir. Suç işleyen bir kişiye verilecek cezanın veya uygulanacak güvenlik tedbirinin tayini bakımından araştırılması gereken bir konudur.

İsnat ve Cezai Ehliyet Kavramları:

Ceza hukukundaki temel kavramlardan birisi “isnat kabiliyeti/yeteneği” dir. İsnatın kelime anlamına bakacak olursak bu kavram TDK’da ; Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme, atfetme olarak açıklanmıştır. 1930 tarihli İtalyan Ceza Kanunu isnat yeteneğini “ Anlama ve isteme yeteneğine sahip olma“ şeklinde tanımlamıştır.

Ceza hukukunda bu kavram “cezai ehliyet” kavramıyla birlikte sıkça kullanılır. Cezai ehliyet ; bir kimsenin işlediği bir suça ilişkin kusur yeteneğine sahip olmasını ifade eder.  Cezai ehliyet, isnat yeteneğine göre belirlenir. Cezai ehliyetinin tam olması için  “algılama” ve “irade” yeteneklerinin kişide bulunması gerekir. Bir kişinin cezai ehliyetinin olup olmadığına karar verirken, kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabilmesi, kavrayabilmesi (algılama yeteneği) ve fiilin hukuki anlam ve sonucunu kavrayan kişinin davranışlarını bu algılaması doğrultusunda yönlendirme yeteneği ( irade yeteneği) aranmaktadır.

Bu yeteneklerin olmaması, isnat kabiliyetini ortadan kaldırır. Dolayısıyla cezai sorumluluğun varlığını etkiler. İsnat yeteneğinin ortadan kalktığı durumlar yaş küçüklüğü, akıl hastalığı , sağır-dilsizlik , arizi sebepler, istemeyerek
sarhoşluk veya uyuşturucu madde etkisi altında olmak diye sayılabilir. Makalemizin konusu olan akıl hastalığı veya zayıflığı da görüldüğü gibi isnat yeteneğini ortadan kaldıran veya azaltan durumlardandır.

Akıl Hastalığı veya Zayıflığının Ceza Ehliyetine Etkisi :

Akıl hastalığı, isnat yeteneğinin bulunması için gerekli niteliklerin eksikliğine sebebiyet vermektedir. Bu sebeple akıl hastalığı İsnat yeteneğini kaldırmakta veya azaltmaktadır.

Türk Ceza Kanunu 32. madde akıl hastalığının cezai sorumluluğa etkisini düzenlemiştir. Bu maddeye göre ;

(1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.

(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.

Şizofreni, Manik atak, Kleptomani (hırsızlık hastalığı), Mental retardasyon (zeka geriliği), Anti-sosyal kişilik bozukluluğu, Uyuşturucu madde bağımlılığı, Epilepsi (sara) hastalığı, Bipolar affektif (duygulanım) bozukluğu, Paranoya, Borderline kişilik bozukluğu, Obsesif Kompulsif kişilik bozukluğu gibi bazı hastalıklara cezai sorumluluk araştırılırken sıkça rastlanmaktadır.

Failin akıl hastalığı veya zayıflığının olduğundan şüphelenildiği  veya failin bunu ileri sürdüğü durumlarda failin herhangi bir akıl hastalığı veya zayıflığı olduğunu tespit edilirse, akıl hastalığı veya zayıflığının, sanığın işlediği fiille ilgili olarak “algılama” ve “irade yeteneği” üzerine etkisini de araştırmalıdır.

Fakat burada önemli olan kriter,.akıl hastalığının, suçun işlendiği tarihte failin algılama ve davranışları yönlendirme yeteneği üzerindeki etkisidir. Akıl hastası olmasına rağmen, işlemiş olduğu suça ilişkin irade yeteneği üzerinde hastalığının etkisi olmayabilir. Örneğin, bipolar duygulanım bozukluğu olan kişinin suç tarihinde bu hastalığının etkisi altında olmadan suç işleme ihtimali vardır. Ya da kleptomani (hırsızlık hastalığı) hastalığı olan kişinin hırsızlık suçunda irade yeteneği olmayabilir, ancak insan yaralama suçuna dair irade yeteneği vardır.

Akıl Hastalığının veya Zayıflığının Tespiti: 

Yargılamanın herhangi bir aşamasında sanığın, akıl hastalığı veya zayıflığına sahip olduğunu düşündürecek herhangi bir davranışının bulunması veya sanığın, yakınlarının, müdafiilik görevini üstlendiği avukatının bu iddiayı sunması halinde  mahkeme tarafından derhal inceleme başlatılmalı ve durumu açıklığa kavuşturmak gerekmektedir.

Uygulamada akıl hastalığı veya zayıflığının ceza ehliyetine etkisi mahkemeler tarafından şu şekilde tespit edilmektedir:

  • Tam teşekküllü ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden alınan heyet raporu ceza ehliyetinin tespitinde bilimsel ölçüt olarak kabul edilmektedir. Örneğin , Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastenesi tam teşekküllü bir hastane olup cezai ehliyet konusunda tanzim ettiği raporlar Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.
  • Adli Tıp Kurumu İhtisas Daireleri de cezai ehliyet konusunda rapor verme yetkisine sahiptir.
  • Ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden alınan heyet raporu ile adli tıp ihtisas dairesinin heyet raporu arasında çelişki ortaya çıkması halinde, çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Kanununun 15/f. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınmalıdır. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2016/6469)

Devlet hastanelerinden alınan heyet raporları veya tek hekim raporları (örneğin, psikiyatr doktor raporu ) sanığın ceza ehliyetini tespit etmede ölçü olarak kabul edilemez.

Mahkeme, bazı durumlarda da yargılanan kişinin gözlem altına alınarak cezai ehliyetinin tespitine karar verebilir.

Bu işlem CMK m.74’de şu şekilde düzenlenmiştir:

Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir (CMK m.74/1).

Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez (CMK m.74/3)

Akıl Hastalarına Özgü Güvenlik Tedbirleri :

TCK md. 57 ‘de akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri hüküm altına alınmıştır. Buna göre;

(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.

(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya hakim kararıyla serbest bırakılabilir.

(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.

(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.

(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.

(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.

(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine mahkeme veya hakim kararıyla serbest bırakılabilir.


Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması şahsi ve fikri haklara aykırılık teşkil edeceğinden hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.

Bu makaleden kısa alıntı yapmak için makalenin aktif linki eklenerek  alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :  -“Akıl Hastalığı ve Cezai Ehliyet” başlıklı makale yazarı Av.Pınar Şakrak tarafından www.altopraksakrakhukuk.com adresinde yayınlanmıştır.-

Yazı oluşturuldu 17

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön